arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘besin’

Ek gıdalara başlarken dikkat edilmesi gerekenler

Cumartesi, 03 Tem 2010 yorum yok

- Her yeni gıdaya tek tek başlanmalı ve çok az miktarda (bir yemek kaşığı) verilmelidir. Bebeğin alımına uygun olarak 3-4 gün içinde miktarı artırılmalıdır. Yeni bir gıdaya bu üç günün sonunda başlanmalıdır. Böylece çocuğun bir besin maddesine olan allerjisi tespit edilebilir.

- İlk kez verilecek besinler bebek açken denenmelidir.

- Bebek istemediği bir besini alması için zorlanmamalı bir süre ara verip iki-üç hafta sonra tekrar denenmelidir.

- Ek gıdalar tek öğün olarak başlanır. Bebek altı aylık olduğunda anne sütüne ek olarak günde 2-4 öğün ek gıda alabilir. devamını oku…

Ek gıdalara başlama

Cumartesi, 03 Tem 2010 yorum yok

Bebeğinizi 4-6 ay sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu dönemde ona ek gıda vermeyiniz. Bebek 4-6 aydan önce ek gıda almaya hazır değildir ve bu dönemde ek gıda başlanmaması için çok önemli sebepler vardır:

Bu dönemde ağzına verilen yiyecekleri dili ile dışarı atar. Bu aslında bebeğe erken dönemde ek gıda verilmesini önleyici doğal koruyucu bir reflekstir.

-4-6 aydan önce ısırma, çiğneme-yutma hareketlerini koordineli olarak yapamaz.
-Tam olarak başını dik tutamaz, oturamaz. devamını oku…

Categories: Kadın, Son Eklenenler Tags: , , , , ,

Katı gıdalara geçiş

Cumartesi, 26 Haz 2010 yorum yok

Bebeğiniz Hazır mı?

Bebeğinize katı yiyecek vermeye başladığınızda bebeğiniz anne sütünü daha az tüketecek anlamına gelir. Henüz sindirim sistemi gelişmediğinden, katı yiyecekler midesine zarar verebilir, alerjik reaksiyonlara ve geceleri uykusundan uyanmasına neden olabilir. Bu yüzden 4 ay bu tür yiyecekler için çok erkendir; uygun olan, bebeğiniz 6 aylıkken katı yiyeceklere başlamanızdır. Ayrıca, bebeğiniz doğduğunda verdiğiniz herhangi bir yiyeceği ağzına koyar koymaz diliyle tekrar dışarı çıkarma refleksine sahiptir. Bu refleks yaklaşık 4 ay boyunca devam eder. Bu nedenle de 4 aydan önce katı yiyecekleri ağzına almayacaktır. devamını oku…

Açlık hissettiğimizde ne tür besinler yemeliyiz

Perşembe, 27 May 2010 yorum yok

Açlığınızı bastırmak için yeşil ışık besinleri tüketebilirsiniz.

Bu besinler yağsız et, balık, kümes hayvanları, yumurta, az yağlı peynir, salata, nişastasız sebzeler ve taze meyveler.

Acıktıkça yiyebileceğiniz meyveler

Elma, kayısı, nektarin, portakal, kiraz, incir, şeftali, greyfurt, armut, üzüm, kivi, erik, limon, çilek, ıhlamur, karpuz, ahududu, mandalina. devamını oku…

Şok diyet tuzağı

Pazartesi, 24 May 2010 yorum yok

Şok diyetler olarak kabul edilen ketojenik diyetler kısa sürede kilo verdirdiği gibi metabolizma üzerinde kalıcı hasarlara da neden olabiliyor.

Bu tip diyetlerin zararları hakkında bilgi almak için VKV Amerikan Hastanesi Diyet Bölümü Şefi Uzman Diyetisyen Dilara Koçak ile görüştük.

Terazi ibresinin inmesi için 24 saat aç kalmanız yeterli. Ne var ki bu sahte bir zafer. Çünkü bu yöntemle vücut su kaybına uğruyor kaslar küçülüyor ama yağlar erimiyor. devamını oku…

Selenyum nedir? selenyum içeren gıdalar hangileridir?

Perşembe, 20 May 2010 yorum yok

Selenyum, toprakta bulunan bir iz elementtir ve iyi bir sağlığın korunması için küçük miktarlarda gereklidir. Birçok vücut işlevi için gereklidir ve hemen tüm hücrelerde fakat özellikle böbreklerde, karaciğerde, dalakta, testislerde ve pankreasta mevcuttur.
Selenyum DNA mıza zarar veren serbest radikallere karşı antioksidan olarak görev yapar. Kanser, kalp rahatsızlıkları ve hatta yaşlanma ile mücadelede yardımcı olmak üzere C ve E vitaminleriyle sıklıkla dâhil edilir. Viral enfeksiyonlarla mücadelede de kullanılır ve hatta AIDS/HIV in ilerlemesini yavaşlatabilir. Selenyum aynı zamanda normal karaciğer işlevini destekleyerek iyi sağlığa katkıda bulunur. devamını oku…

Ateş düşüren gıdalar

Pazartesi, 10 May 2010 yorum yok

Ateş Düşüren Besinler

Kronik ateşin, hücreleri etkileyerek beyin sağlığını tehdit ettiğini belirten ‘Beyin Diyeti’ kitabının yazarı Dr. Alan C. Logan, ‘ateş’in 21’inci yüzyılın salgın hastalığı olduğunu belirtiyor.

Ateşin, sadece 10 yıl öncesine kadar mafsal iltihabı ya da benzer hastalıklarla birlikte anılırdığını belirten Dr. Alan C. Logan, ” Bu yargı kesinlikle değişti. Bugünün bilim dünyasında ateş, kalp hastalığı, diyabet, obezite ve evet, nöropsikiyatrik rahatsızlıklarla bile dahil olmak üzere birçok rahatsızlıkla ilişkilendiriliyor. 23 Şubat 2004 tarihli Time dergisinin kapağında devamını oku…